KUM VE SALGIN

Selam Herkese,

Nasılsınız? Umarım iyi geçmiştir hafta sonunuz. Benim ki bir çoğumuzun karantina günleri gibi standart geçti yani. İstanbul da olup kendi karlı resmini koyamayan çünkü kar yerine yağmur görmüş şansız kişilerdenim. Bende ruh halimi anlatsın diye ne karlı ne yağmurlu sisler içinde bir resimle size merhaba dedim..

Bu hafta sonu okumayı bitirdiğim 2 distopik bilim kurgu kitabını sizlerle paylaşmak istiyorum

  1. KUM – HUGH HOWEY

İlk okuduğum Hugh Howey’in 2014 yılında yazdığı İthaki Yayınlarının Mayıs 2020 de dilimize çevirerek bizimle paylaştığı 344 sayfalık ve orijinal adı SAND olan Kum romanıdır.

Gelecekte bir dönemde, ki tarih belirtilmiyor, tüm dünya kumlar altında kalır. Genellikle buzullarla anlatılan bir gelecek distopyasına alışık olduğumuzdan küresel ısınma ile kumlara ve kuraklığa dönüşmüş olması normal tabi. Yazarın yarattığı bu dünyada çölleri denizlere benzetmesi de bu durumda algımız açısından enteresan bir yaklaşım oluşturuyor.

Yüzlerce metre kumların altına gömülmüş şehirlerin üzerinde kendilerine yeni bir dünya kurmuş insanlar, kumların altında ki şehirlere eski tanrıların yaşam alanları olarak geleneksel bir bakış açısı ortaya koyuyorlar. Bu kumla kaplı dünyanın dili de değişiyor tabi. Örneğin evlere giren kumlara süprüntü, kumlar üzerinde rüzgar gücüyle ilerleyen araçlarına sorför diyorlar. İlk 50 sayfa biraz tuhaf gelse de bunlar gibi bir çok farklı terim ilerledikçe alışmaya başlıyorsunuz. En geçerli mesleğin kum dalgıçlığı olması hatta dalgıçlık okullarının olması eski teknoloji ve malzemeleri yağmalamak üzerine kurulmuş bir ticaret anlayışına sahipler.

Yazarın yarattığı dünya bir distopya ki ilginç olan tek şeyde bu açıkçası. Bu yüzden kahramanlardan çok olayların geçtiği dünyayı sizinle paylaşmayı daha doğru buldum. Yoksa konusu itibariyle başlı başına bir aile dramı hikayesi. Terkedilmek, aldatılma, kardeş kavgaları ve ebeveyn sorunları gibi gibi tam bir klişe açıkçası. Öyle duygusal bir derinlikte söz konusu değil baya bildiğiniz gündelik anlatımlar.

Ama konudan da ufak bir bahsetmek gerekirse 4 kardeşin 12 yıl önce babalarının onları sahipsiz bölgeye gitmek için terk etmesi ve bir daha hiç haber alamamalarından sonra Victorya, Palmer, Conner ve Rob adında ki kardeşlerin fiziksel olarak kumla ve duygusal olarak babalarının gidişinin ardından genelev işletmeye başlayan anneleri Rose ile mücadelelerini anlatıyor. Dünya distopik ama yaşananlar dün gibi bugün kadar dramatik.

Yani sonuç olarak okunur mu? Evet. Tavsiye edilir mi? Yok ya boş verin..

  • SALGIN – LİNG MA

Çinli yazar Ling Ma’nın 2018 de yazdığı İthaki yayınlarının Kasım 2020 de dilimize çevirdiği orijinal adıyla SEVERANCE olan 259 sayfalık  Salgın adıyla bize sunulan benim açımdan tam bir hayal kırıklığı olan kitaptır.

Ortada bir olay kurgusu var mı yok mu yazar ne yapmaya çalışmış ben anlamadım açıkçası. Öylesine dağınık bir anlatım ki sanki bir günlük okuyorsunuz. Kitapta çağımızın hastalığı marka ve etiket fiyatı düşkünlüğüne, insanların itibarı satın aldığı, fakir ve zengin arasında ki o büyük uçurumun ve bu uçurumun bir tarafı olan fakirlerin zenginlere olan hırslı özentisinin yoğun eleştirisi ana fikir olmasına karşı (-ki anlamlı olabilirdi) hikayeyi bir türlü oturtamamış bence. Yüzeysel cümleler, uzun uzun eski salgın öncesi anlatımları, gereksiz detaylı gereksiz bilgiler falan derken müthiş sıkıldığım ve karaktere hiç inanmadığım bir kitap oldu. Konu şahane, tamam ama ortada bir hikaye yok anlamsız bir ilerleyiş var. Yazar da 259 sayfayı nasıl bu kadar boş muhabbetle doldurmuş anlamak mümkün değil. Bir yerden sonra ben ne okuyorum diye düşünmeye başlıyorsunuz ki bence yazarda aynı yerde ya ben ne yazıyordum deyip salgın sonrasına geçişler yapıyor. Fikrimi değil konuyu merak edenler için arka kapak yazısı paylaşıyorum. Çünkü olay örgüsünü anlatacak bir şey bulamadım açıkçası..

‘’ Dünyanın sonu gelmiş olabilir. Ama Y kuşağına mensup bir işkolik olan Candace Chen için bu durumun pek bir şey değiştirdiği sözlenemez.

Göçmen anne babasının ölümünün ardından düştüğü boşluğu doldurmak için kendisini işinin rutinine bırakan Candese Chen, korkunç bir salgın New York’u kasıp kavurmaya başladığında tam da bu sebeple bu duruma pek dikkat etmez. Fakat Shen Humması yayılmaya devam eder. Aileler şehri terk eder. Metrolar çalışmayı bırakır. Şirketler, arkasında ofisin işlerini halletmesi için bir iki kişiyi bırakarak salgın sonrası dönmek üzere ofislerini kapatırlar.

Chen de büyük bir tazminat vaadiyle ofiste kalmaya karar verenlerdendir. Bir başına kalan Chen, terk edilmiş halde ki ürkütücü New York’un bomboş sokaklarını fotoğraflamaya başlar ve bu fotoğrafları NY Hayaleti ismindeki bloğunda paylaşır.

Gelgelelim Chen’in tek başına uzun süre hayatta kalması mümkün değildir. Başlarında iktidar özentisi bir bilişimci olan Bob’un bulunduğu bir grupla yolu kesişen Chen, kendisi ve geleceği için en iyisinin ne olduğuna karar vermek zorunda kalacaktır.’’

Bence kitabın en iyi kısmı işte bu arka kapak yazısı. Bunu kim yazdıysa belli ki kitabı okumamış bir hayal kurmuş.. Ve beni de inandırdı sağ olsun.. Bu konuyla şahane bir hikaye çıkabilecekken harcanmış olması neyse iyi ki indirimden almışım en azından ona şükrediyorum.

Okunabilir mi? Ben anlamdım diye sizde anlamayacaksınız diye bir kural yok.

Tavsiye eder miyim? Yazımı bu satırlara kadar okuduysanız cevabım net. Aslaaaa…

Sizin de var mıdır yanına yaklaşmayın dediğiniz kitaplar? Hadi siz de bana okuyup hayal kırıklığa uğradığınız kitapları yazın? Kolektif bir bilinç oluşturalım hayal kırıklıklarımız azalsın….

Daha güzel sayfaları sizlerle paylaşabilmek dileğiyle…

Hep görüşmek üzere… Şimdilik Hoşça’Kalın…

2 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. albaraz dedi ki:

    Yanına yaklaşmayın diyebileceğim bir kitap yok. Fakat benim okuyamadığım, bir yerinde bıraktığım kitap, Jean Paul Sartre- Bulantı.
    Tekrar deneyeceğim:)

    Liked by 1 kişi

    1. layetezelzel dedi ki:

      Sartre gibi bir yazara tekrar fırsat vermemek olmaz tabi soyut kavramlı kitapları sevenler için 🙂 Ama benim anlattıklarım çok başka kıyas kabul etmez öle büyük yazarların kitaplarıyla 🙂 🙂 Okuyan bilir.. 🙂

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s