ULUSA FISILDAYIŞIMDIR…

Photo by Dom J on Pexels.com

Merhaba Herkese,

Nasılsınız? Umarım iyi başlamıştır 2021 sizin için ve aynı şekilde güzel geçiyordur? Gerçi dünyada değişen bir şey yok ya da her an değişmesine alıştığımız için gündemin durumlar olağan demek daha doğru galiba…

Geçen günlerde bir arkadaşım aradı.. Bir süredir görüşemiyorduk ama ne zaman dert olsa ararız birbirimizi. İyi günlere yetişemiyoruz bu aralar ama kötü günümüzde yalnız kalmayız evelallah.. Normalde neşesine alıştığım arkadaşımın bezmiş ve kırgın olan sesiyle anlattıkları da beni baya üzdü. Aslında düşündürdü..

Şöyle başladı konuşmasına:

‘’Bu aralar sarmıyorum kimseye, bulaşmıyorum yani herkesin derdi başından aşmış. Yaşadığım olumsuzluklara tarafsız kalarak yorumlamaya çalışıyorum. Sorduğum soruları da verdiğim cevapları da süzgeçten geçiriyorum. Bahane üretmeden varsa gerçek bir sebep çekinmeden söylenmesi için fırsatlar yaratıyorum kendi çabamla. Anlık, değişken, duygusal bakış açıları ile çevrelenmiş ama öyleydi böyleydi duymak istemiyorum mesela. Öyle çözülmüyor sorunlar, halının altına süpür gitsine de benim sabrım kalmadı. Herkese her şeyi olabildiğince yumuşak geçişlerle anlatmaya çalışan ben kendime alman mürebbiye gibi oldum. . (20 yıllık Almanya geçmişimize atıfta bulunarak😊) Sonuç böyle ızdıraplı geçen 2 ayın sonunda anladım ki kafam kazan gibi, vicdanım paramparça, öz eleştiri yapmalıyım, hata bendir belki derken özgüvenim yerle bir oldu. Haklı olduğumu kendime düşündürtmediğim için öz yargılarımda paramparça oldu. Ben sorunlarımı çözeyim derken daha büyük çoraplar örmüşüm başıma…’’  diye anlatmaya devam ederken normalde sorunları bu kadar büyütmeyen arkadaşımın, olayları kendine kırgın hale getirerek daha da çıkmaza girmesine şaştım kaldım.

Durum özetle, 1 yıdır avukatıyla çözmeye çalıştığı bir davada avukatının tatili, hastalanması (covit değil vicdansız demeyin hemen) , çok işinin birikmiş olması, telefonun bozulması, şuanda müsait olmaması, taşınması falan falan gibi türlü sebeplerle sonuçlanamıyor olması. Şahsen önceden tanımadığını ama tavsiye edenlerin hakkında çok iyi konuştuğu avukata güvenmekle hata mı ettiğini soruyor bana. Dedim her meslek erbabından yakinimiz olacak değil ya iş bu, herkes kendi işini yapar diye düşündüğümü söyledim. Buna inanmaya ihtiyacı olan herkesin adına…

Bir işi yapmaya talip olmuş insanın, o işi yapmamaya çalışması mantıklı değil sonuçta.

5 yıl -6 yıl fakülteye git, koca koca kitapları oku, ezberle, sınavlara gir, okulu bitir, baro için sınava gir onu geç , baroya kayıt yaptır, 3 kuruş parayla büro aç, öncesinde çektiğin çileli stajından hiç bahsetmiyorum bile. Yani sen tüm bu yollardan geç, giy cübbeni otur masanın başına.. Haydaaa ben bu işi yapmak istemiyorum mu dedin kendi kendine? 10 Dava al, 5’ni çözdün diğerleri baksın mı işine? E peki işin ne? Ben senin davana bakmak istemiyorum dedin de müvekkilin yok vallaha sensiz olmaz diye kapında mı yattı? Cebinde kartvizit, girdiğin her ortamda dağıtırken durum neydi peki? İnsan kızıyor gerçekten.. İş zor olabilir, mesleğiniz olmasına rağmen tecrübenize denk değildir, çözemeyebilirsiniz de  ama bunu anlatmak telefonda kısa mesajlarla bahane yazmak kadar basit olmamalı bence. Yapmak istemediğin işi yapma işte… ama kabul zorundasındır belki o zamanda kabullen beklentiyi karşıla bari. Sevmediğin işin ilhamı gelmez ama belli elinden gelenler var. Vaad ettiğin beklentiyi karşıla bi zahmet. Yani sende haklısın avukat bey , arkadaşım kadar değil ama. Kendi hayatın için fedakarlık yapması gereken müvekkillerin değil , sensin.. Hayattan beklentilerimizin hep gerçeklememesi de gerçek. O zaman durumu düzene sokmak gerekmez mi?

 Yazımın burdan sonrası kimliklerden sıyrılarak tüm ulusa seslenişimdir. Yok abarttım biraz fısıldayışımdır en azından.

Velhasıl bu konu kafamda çok döndü durdu. Sorun kimde? Bende mi sende mi ? Öz eleştiri, öz haklılık, öz güven, öz…. vs vs. İnsanlığın sorunu öz ile ilgili değil galiba. Biz tümü kaybetmiş durumdayız bence. Kendi haklarımızı ezbere bağıra bağıra okurken başkalarının hakkına girdiğimizi hissetmemişiz bile. Detaylarda boğuluyoruz artık, mükemmel olmak ne demek anlamıyorum gerçekten? Ben, kendim, birey falan derken aile, toplum, insanlık genel kavramlardan uzaklaşıyoruz sanki. Her şeyi, herkesi sıkı sıkı sahiplenmemiz de bundan. Ortak bir alanda özgürce bir arada olamıyoruz. Ya BENİM alanımdasındır ya da BEN gidiyorum. Tam manasıyla Ben’cil olmuşuz. Yaptıklarımızın toplumsal sonuçları ile ilgilenmeyince hep özümüze yönelik hamlelerde boşa çıkıyor elbette. Özümüze yaptığımız yatırımı toplum için faydasıyla endekslemediğimiz sürece işe yaramıyor işte. Bir tek sen yoksun bu hayatta, her şey senin etrafında dönmüyor. Sen ‘mükemmel olunca’ tüm dünya da mükemmel olmayacak. Mükemmele, en iyiye ulaşıyorum derken sınırlarını belirle bari.

İnsanoğlu işte yalnız yaşayamıyor. Ortak bilinç, ortak akıl, ortak dava da aidiyet arıyor. Herkesin yararına olan zihin bilincine de özlü bencillikten uzaklaşınca ulaşıyor.

Yani demem o ki, kendinizi veya hayatınızı eleştirirken derin yaralar açmayın ruhunuzda, sonra o yaralarını kapatmak için daha derin yaralar açıyorsunuz başkalarının hayatında.

Bir topluluk olarak yaşıyorsak, kendimizi eleştirdiğimiz dürüstlükte toplumun diğer fertlerini de eleştirebiliriz. Aynı merhameti onlara da göstermek kaydıyla. Buna hakkımız var. Biraz üsluba dikkat , biraz yaptığımız eleştirinin kime ne fayda sağladığına. Her şeye hakkımız yok ama hepimizin hakları var mesela. Kavramları karıştırmadan belleğimizde tutalım.

Ve hangi işin erbabı olursan ol hakkını vermekle başla… Uymuyorsa ruhuna verdiğin kararlar, mutlu değilsen kat ettiğin yoldan çık yoldan hakkın var buna. Ama mutsuzluğunu senden beklentisi olan insanlardan çıkarma lütfen.

Ve sen, insanlara güvenmekten vazgeçme lütfen.. Dünya da iyiler, kötüler, mutlular, mutsuzlar, aşırılar, sapkınlar, bezmişler, boş vermişler, başarmışlar, merhametliler, dostlar, düşmanlar, zalimler, mazlumlar var da var işte..

Herkesi değiştiremezsin, illaki değişmek zorunda hiç değilsin. Sen ruhunun terazisini hassas kur. Ne kendine yüklen ne karşı tarafa..

Ve her zaman ki gibi,

Hep görüşmek üzere… Şimdilik Hoşça’Kalın…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s